Arap Camii

– Arap Camii – İstanbul’un Gizli Hazinesi

yazan Arif Ağırbaş
Bu yazıyı beğenin

Aufrufe: 177

Arap Camii

 

 

İstanbul sayısız kutsal emanete ve tarihi yapıya ev sahipliği yapıyor. Her birinin önemi apayrı. Ama aralarında bir tanesi var ki hikayesi yüzlerce yıl öncesine dayanıyor. Karaköy Galata’da, Perşembe Pazarı’nda binalar arasında sıkışıp kalan, ama mimarisiyle görenlerin hemen dikkatini çeken Arap Camii’nden söz ediyoruz. Bu tarihi caminin önemli hikayesini ilgilileri dışında pek de bilen yok. Bazıları da İstanbul’da ilk ezanın Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethettikten sonra okunduğunu ve ilk caminin de o zaman yapıldığını düşünebilir. Oysa Arap Camii, İstanbul’un ilk camisi ve ilk ezanın okunduğu yer. İşte hem İslam alemi hem de İstanbul için önem arz eden İstanbul semalarında yankılanan ilk ezan ve caminin hikayesi… 

İLK EZAN NEREDE OKUNDU?
Bilindiği üzere Hz. Muhammed’in “İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur,” hadisi şerifinin güzelliğine erişmek için binlerce Müslüman ve birçok sahabe 600’lü yılların sonu ile 700’lü yılların başında İstanbul’u fethetme umuduyla yollara düştü. Karadan ve denizden zorlu bir yolculuk sonrası üç kez İstanbul’u kuşattı İslam ordusu. Kimi kuşatma yedi yıl sürdü kimisi daha az. Ebu Eyyûb el-Ensari’nin katıldığı kuşatmadan 50 yıl sonra üçüncü kuşatmayı 717’de İslam ordusunun ünlü komutanı Mesleme bin Abdülmelik yaptı, Galata bölgesine ele geçirdi. Bir yıl süren kuşatma sonrasında kale içini fethedemese de yedi yıl boyunca askerleriyle birlikte burada kaldı. Müslümanların ibadetlerini yerine getirmesi için Bizans Kralı Leon ile anlaşma yaparak şimdiler de Karaköy Perşembe Pazarı’nda hırdavatçıların arasında gizlenmiş Arap Camii’ni yaptırdı. Yani bundan tam 1296 yıl önce… İstanbul’un ilk camisi olan Arap Camii’nden İstanbul semalarına ilk ezan sesi de bu camiden yükseldi. Tam yedi yıl boyunca… Emevi Halifesi Ömer bin Abdülaziz Şam’daki isyanlar nedeniyle Mesleme bin Abdülmelik’i geri çağırınca, İstanbul kuşatması kaldırıldı. 800 yılına kadar cami olarak kalan bu tarihi yapıyı, Galata bölgesine yerleşen Cenevizliler kiliseye çevirdiler. Caminin çan kulesi o dönemde ilave edildi. 

FATİH TEKRAR CAMİYE ÇEVİRDİ
Fatih Sultan Mehmet, 1453 yılında İstanbul’u fethettiğinde bina halen kilise olarak durmaktadır. Fetihten iki yıl sonra çan kulesi minareye, kilise de aslına yani camiye geri döndürülür. Fatih Sultan Mehmet, mabedin avlusuna Mesleme bin Abdülmelik adına bir makam yaptırır. Bazı rivayetlerde Mesleme’nin kabrinin Arap Camii’nin önünde olabileceği dile getirilir. Arap Camii’nin bir özelliği de ahşap olması. Ancak tahta kurusu gibi haşereler asla bu ahşaba yanaşmıyor. Mimari özelliği Arap tarzını yansıtıyor. Özellikle de minaresi 716 yılında Şam’da yapılmış olan Emevi Camii’ni andırıyor. Ahşap olduğu için birçok yangın tehlikesi atlatan camiye yapılan en büyük eklenti II. Mustafa’nın eşi Saliha Sultan tarafından yaptırılan şadırvan oldu. 


SADECE KADİR GECESİ AÇILIYOR
Arap Camii’nin çilehanesi Mesele bin Abdülmelik’ten kalma. Bu küçük odacıkta eskiden Kutsal Emanetler saklanırmış. Ama güvenlik gerekçesiyle artık bu küçük odada saklanamıyor. Arap Camii İmamı Cafer Talan, Sakal-ı Şerif’leri canı gibi koruyor. Çünkü Sakal-ı Şerif’ler her atanan yeni imamın üzerine zimmetleniyor. Üç tane bulunan bu Kutsal Emanetler’den ikisi muma sarılmış bir şekilde muhafaza ediliyor. Sakal-ı Şerif’ler Ramazan ayı içerisinde sadece Kadir gecesi ziyarete açılıyor. Sabah namazına kadar da ilgiden dolayı ziyaret sürüyor. 

 

 

 

- Yorumunuz -

BU YAZILAR İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

- Bu yazıyı beğendiyseniz paylaşın lütfen -

Send this to a friend