Zikir

Çok Kıymetli ve Değerli Bir İbadet Türü -Zikir-

yazan Arif Ağırbaş
Bu yazıyı beğenin

Aufrufe: 42

Zikir Allah’ın Emri‘dir

 

„İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında gözetleyen, dediklerini zapt eden bir melek hazır bulunmasın.“

Kaf suresi; ayet 18

 

Zikir Kuranı Kerim’in birçok yerinde  bahsedilmektedir. Zikir’in bir emir olduğu gibi çok yönde insana faydası da vardır ve çok kıymetli, değerli bir ibadet türüdür. Çok faziletli olan zikir, zikir ehlinin dilinde hayat bulur, Allah’a yükselir ve varlık haline gelir. Bu varlık ebediyete kadar sahibinin, yani zikir edenin, affı için Allah’a dua eder. Zikrin Allah’a yükseldiğini şu ayeti kerimeden anlıyoruz: “Güzel sözler Allah’a yükselir…” (Fâtır suresi; ayet 10)

Zikir Allahın Emridir

Bilinmesi gereken şey, zikir, Allah’ın bir emri olduğudur. Allah’ı zikir etmekle Allah’ın da bizi zikretmesi ve övmesini sağlarız. Ayrıca zikredenler bir nevi Allah’a şükür etmektedirler. Zikir eden kimseler Kuranı Kerim’de övüldüğü gibi zikirden yüz çevirenler ise kınanmaktadır: “Beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. Bana şükredin, nankörlük etmeyin.” (Bakara suresi; ayet 152)

Zikir ehlinin zikrine Dağlar ve Taşlar eşlik ederler. Zikretmeyen hiç bir şey yoktur. Her şey kendi lisan-ı hal ile zikreder. Bu mucizevî olay bize Kuranı Kerim’de şöyle haber verilmektedir: “Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herkes O’nu tesbih eder. O’nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz, onların tesbihini anlamazsınız. O, halimdir, bağışlayıcıdır.” (Isra suresi; ayet 44)

Allah’ın Rahmetini dileyen ve duasının kabul olmasını isteyen kimse zikrini yapmalıdır

Zikir insana rahmet kapılarını açar. Kul, yüce Rabbimizi zikrettiği sürece O’nun nazarı ve rahmeti altında bulunur. Allahu Teâla kendisini genişlik anında çokça zikreden kullarını dar ve zor zamanında yalnız bırakmaz, dua ve isteğini boş çevirmez. Onu özel olarak destekler.

Katade (r.a) demiş ki: “Gece gündüz, gizli ve açık Rabbini zikredenin duası kabul olunur.”

Zikir Kul’a semanın kapılarını açar. Zikir meclislerine ilahi rahmet, nur ve feyz iner. Melekler zikredenlerin meclisine gelir, onların affı için Allah’a yalvarırlar. Zikreden kimseyi Allahu Teâla kendi katındaki melekler arasında zikreder, melekler onu tanır ve kendisi ile dost olurlar. Böylece kulun göklerde ismi anılır, cismi tanınır, hatırı sayılır.

Şeytanın Vesvesesinden Kurtulmak Ancak Zikirle Mümkündür

Zikir edilmedikçe kalbe Allah’ın nuru gelmez. Bunun yerine Şeytan’ın vesvesesi gelir ve Allah’ı unutturuncaya kadar (vesvese) devam eder. Bu yüzden insan zikrullah gibi manevi ilaçlara sarılması şarttır. Allah’ı zikretmenin sesi şeytanı kendinden uzak tutar. Zikir devam edildiği sürece şeytan kalbe yol bulamaz. Şeytan insan’ın kalbine girmek istese de zikrin nuru onu yakar. Böylece insan en büyük düşmanından kurtulmuş olur.

Zikir her an ve her yerde çekilir. Akıl sahipleri o insanlardır ki, her ne durumda olursak olalım, dilimizden zikri eksik etmememiz gerekir.

Al-i İmran suresi 191. ayetinde Allah u Teâlâ söyle buyurur: “Onlar (o akıl sahipleri) Allah’ı ayakta dururken, otururken, yan yatmakta iken her zaman her şekilde zikrederler” buyrulmuştur.

Zikir tek başına yapıldığı gibi toplu halde de yapılır. Toplu halde yapılan zikirlere zikir halkaları denir. Bu zikir halkaları Cennet bahçelerine benzetilmiştir.

Nitekim Resulullah efendimiz (sav) bir hadisi şeriflerinde “Cennet bahçelerine uğradığınız zaman meyvelerinden istifade ediniz” buyurduğunda, cennet bahçelerinin nereler olduğu soruldu. Peygamber (s.a.v) efendimiz şöyle cevap verdi: “Allah’ı zikretmek için teşekkül eden halkalarıdır.” (Tirmizi)

Hz.Muhammedin mirası

Ebu Hureyre (r.a) bir gün çarşıya gider ve oradakilere şöyle seslenir: “Hz. Muhammed’in (s.a.v.) mirası camide taksim edildiği halde, siz buralardasınız!” Çarşıdaki insanlar hemen camiye giderler. Fakat miras diye bir şey göremezler. Ebu Hureyre’ye gidip şöyle söylerler: “Ya Ebu Hureyre, camide taksim edilen herhangi bir miras görmedik.” Ebu Hureyre onlara; “Neyi gördünüz?” diye sorar. Onlar; “Allah’ı zikreden ve Kur’an okuyan insanları gördük” derler. O zaman Ebu Hureyre “İşte Peygamberin mirası odur” der.

(Gazali, İhya, 1, 538)

Yazımıza şu güzel ayeti kerime ile son verelim:

“Haberiniz olsun ki, Allah’ın zikriyle kalpler mutmain olur.” (Rad suresi; ayet 28)

Allah (c.c.) cümlemizi, kalbi ve ruhu ile zikredenlerden ve zikrin faydasını görenlerden eylesin.

 

 

 

- Yorumunuz -

BU YAZILAR İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

- Bu yazıyı beğendiyseniz paylaşın lütfen -

Send this to a friend